|
|
|
Tarih : 02.06.2009 - 12:16:24 |
|
| .SENİ SEVMEKLE BAŞLADI her şey |
|
|
|
RASTGELE…
Havalar serinlemeye başladı. Tatlı üşümeler yalancı bahardaki güneş kaçamakları, heyecanlandıran kuş sesleriyle beraber acı da olsa sevindirici de olsa kış geliyor. Ne ilginçtir ki yazı yeni geçmemize rağmen yağmurların ve kısa soğukların peşinden gelen güneşe hemen şükrediyoruz. Sanki bir ay evvel sıcağa ve güneşe isyan eden bizler değilmişiz gibi. Doğamız gereği olsa gerek herşeyi yitirdikten sonra anlıyor ve keyfini çıkarmaya çalışıyoruz.
Çok ayıp ama şimdiden keşke çağlayı, karpuzu biraz daha çok yeseydim diye düşünür oldum. Koca bir kış bekleyeceğiz bir daha yemek için. Bir yaz çocuğu olan ben kışı nedense belli başlı getirileri haricinde pek sevemedim. Bir kere karamsarlığa geçiş gibi görüyorum. Aşkın yok olduğunu, büyünün kaybolduğunu ve ruhun gittiğini düşünüyorum. Belki İstanbul’da kışı geçirmenin sebebiyetiyle pek keyif alamıyorum. Doğanın içinde olsam belki renklenebilir.
Tabii bu kadar karamsarlığın dışında yazın içmekten çok keyif almadığım kırmızı şarap sezonumu açıyor, bazen renklendirmek adına haftada birde olsa sıcak şarabımı içiyorum. Rakı yaz kış aynı formunu koruyor bende. Çok yoğun olmamakla birlikte tabii ki. Ama en mutlu olduğum kahvaltıdaki kızarmış ekmeğin lezzeti. Sobanın ölçüsüz harından yanan ekmeklerin limon ve portakal kabuklarının karemalize kokuları daha bir başka oluyor .
Belki çocukluğu sobalı evde geçmiş biri olarak bu hissiyati yasıyorum. Annemin mütevazi demlediği çay ve bütün mahalleliyi bize toplayan enfes kokulu katmeri . Rahmetli babamın tulum peyniriyle adına dürmeç dediği şimdinin modern tabiriyle bir sandeviç ve curcuna bir kahvaltı. Ağabeyim Necati YURTSEVEN’in zorla yedirdiği pekmez ve bal. Faydalı olduğundandır herhalde bal ve pekmez seremonisine yakalanmamak adına çok aç kaldığımı ve keyifli kahvaltılar kaçırdığımı hatırlarım . Yine rahmetli babamın deyimiyle adı keyif çayı olan limon sıkılmış bir çay tabii ki.
Herşeyin özeni bambaşkaydı. Bazen özlüyor ve bunları yasamak zor mu diyorum. Baştada dediğim gibi yitirdiğinde anlıyor insan. Babamın Karaköye kadar 2kg balık için gittiğini hatırladıkça balığın öneminin nedenli olduğunu ve her şeyin mevsiminde ne kadar keyifli olduğunu anlıyor ve bu özene bende sadık kalma gayreti gösteriyorum.
Kışın bende yarattığı en büyük keyiflerden biri de tabii ki balıkğı ziyan etmeden pişirmek. Yanında deniz ürünleri ve Ege otlarıyla harmanlamak kışın işte bende yarattığı o isi ve pusu bir anda siliyor. Kıraçanın mevsimine girdik sanırım. Palamut ve hafiften lüferde sularımızda gezinmeye başladı.
O zamandan aldığımız balıkla ilgili dersler vardı tabii. Aldığınız balığı mutlaka hemen temizleyin. Aksi takdirde sindirim sıvıları etin bozulmasına sebep olabilir. Çoğu balık ve deniz ürünleri parlaklığını kaybettiğinde pişmiş demektir. Et kılçıktan kolay ayrılıyorsa çatalı batırdığınızda dağılıyorsa pişmiş demektir. Balığı fazla kurutmayın ve pişirmeyin özellikle somon ve ton balığının hala ortası hafif çiğken servis edilmelidir. Çok pişirirseniz elastik bir lezzet ve hal alacaktır.
Berrak ve parlak gözleri olan balıkları seçin,bulutlu ve koyu renk gözleri olan balıkları almayın. Derisi ve eti parlak ve de sert olmalıdır. Eğer bir balığı başı kuyruğuna gelecek şekilde bükebiliyorsanız bayatlamış demektir.
Pullu balıkların her tarafında eşit miktarda pul olmalı ve parça parça pullar olanlar asla alınmamalıdır. Yüzgeçler mutlaka parlak olmalıdır. Bu cinsine göre koyuluk gösterebilir. Bazı balıkların çevresinde somon ve alabalık gibi yapışkan bir madde bulunmalıdır. Yağlı balıklar beyaz balıklardan daha çabuk.
Bozulurlar balık alırken özenli ve dikkatli olmakta fayda var. Bütün halindeki balıklar pulları alınıp içleri temizlendikten sonra saklanmalıdır. Kapalı bir kapta buzdolabının en soğuk bölümünde 2-3 gün muhafaza edebilirsiniz . Tabi iyi balığı seçip yemek yapmakta bir meşakkat ve özen ister.
Pişirirken kokudan hoşlanmıyorsanız mutfakta bir tencere veya çaydanlıkta bir su kaynatın içine 3-4 kaşık sirke koyun kaynatın veya tavasına defne yaprağı atın. Ortamı biraz daha yaşanabilir hale getirebilirsiniz bu şekilde.
İyi bir ızgarada yağlı bir balık ve yanındaki soğanı da ızgarada deneyin. Soğandan sonrasında rahatsızlık duymamak adına maydanoz yemeyi de unutmayın.
Tatlı sürprizler ve sorunlu geceler geçirmeyin. Afiyet olsun. Geçen yazımda da yazmıştım yine söyleyeceğim kalbim EGE DE kaldı siz balığı bir de dalyan da veya Alaçatı da yiyin .**SENİ SEVMEKLE BAŞLADI her şey**